Rastgele

Doktor Seri Katil Harold Shipman Korkutucu Hikayesi



Meslek hayatı boyunca yaşları 41 ile 93 arası değişen, 171'i kadın, 44'ü erkek, 215 kişinin ölümünden sorumlu olan ve 45 cinayette de parmağı olduğundan şüphelenilen tıp insanı, psikopat bir seri katil. 

Burslu olarak tıp eğitimine başladı. Eğitim hayatı boyunca genel olarak mesafeli, farklı, diğerlerinden uzak ve kendi halinde bir öğrenciydi. Sadece futbol gibi rekabet gerektiren alanlarda bambaşka biri oluyordu; rekabetçi ve ısrarlı biri. Mezun olduktan sonra, doktorluğu süresince herkesin sempatisini ve güvenini kazanmış, birçok sadık hastası olan bir doktordu. Bunun nedeni psikopat bir yalancı oluşuydu. Öyle ki, öldürdüğü hastalarının ardından ölümlerin suçunun hastalarda olduğunu söyleyebiliyor ve gayet soğukkanlı bir şekilde yaptığı hiçbir şeyi ölene kadar üstlenmiyor. o yıllarda bir televizyon programına, "akıl hastalarına nasıl davranılmalıdır" konusunda röportaj vermesi ayrı bir ironidir. 

Shipman aslında öncelikle bağımlılığa yatkın bir insandı denebilir; önce annesine, annesi ölünce ilaçlara, ilaçlardan kurtulunca da öldürmeye. Öldürmenin onun için bir bağımlılık olduğu öldürdüğü kişilerin sayısının zamanla çoğalmasından ve cinayetler arasındaki sürenin gittikçe kısalmasından rahatlıkla anlaşılabilir. Ayda ortalama üç cinayet işlemeye başlayan Shipman, sayılardaki bu fazlalık nedeniyle dikkati çekiyor. Mart 1998'de, ölülerin yakılmasıyla ilgili ölüm raporlarını imzalayan doktorlardan birinin dikkatini Shipman'ın hastaları arasındaki ölüm sayısı çekti. Doktorun polise başvurması sonucu polis ufak bir soruşturma yaptı amma velakin polis bile "kendini bilen, tatlı bir adam"ın böyle bir şey yapabileceğine inanmadı ve delil yetersizliğinden bu soruşturma kısa sürede son buldu. 



Bu sırada üç cinayet daha işledi Shipman. Son cinayetinin sonunda, öldürdüğü kadının vasiyetinde yaptığı değişiklik ona yönelik kuşkuları arttırdı. Bu değişiklik kadının tüm vasiyetini çocuklarına değil, doktoruna vermesi yönündeydi. Bundan şüphelenen kadının avukat oğlu, annesinin cesedi üzerinde araştırma yapılmasını istedi ve bunun sonucunda cesette yüksek dozda morfin bulundu. Bu ve 1976 yılında Shipman'ın uyuşturucu nedeniyle rehabilitasyon merkezinde tedavi görmüş olduğu gerçeği birleşince Shipman, 7 eylül 1998'de cinayet ve sahtecilik suçlarından dolayı tutuklandı ve soruşturmasına başlandı. Bunun ardından Shipman'ın ölen hastalarının cesetleri incelendi ve 15 hastasında yüksek dozda morfin bulundu. 5 ekim 1999'da hakkındaki 15 cinayet ve bir sahte vasiyet suçlamasıyla mahkemeye çıktı. Mahkeme boyunca aleyhindeki tüm yorumlara rağmen tüm suçlamaları reddetti ve tüm mahkeme boyunca kibirli ve küstah duruşunu korudu. 

Suçlu bulunana dek kendini suçsuz çıkarmak için farklı yollar denedi (ambulans çağırdığını söylemek, "ölen kadınlardan biri uyuşturucu bağımlısıydı, o yüzden morfin bulunmuştur" demek, ölüm anlarında ölümün gerçekleştiği yerde başka biri varmış gibi göstermeye çalışmak vesaire) ama hepsi de yalan çıktı ya da sonuçsuz kaldı. 31 ocak 2000 yılında Shipman, 15 cinayet ve bir sahtecilik suçundan 15 yıl hapis cezası aldı. Şubat 2000'de ise resmen şartlı tahliyesiz ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Hapiste de ölüm ve sahtecilik suçlamalarını kabul etmeyen Shipman, küstah, ilgisiz tavrını sürdürdü ve kurbanların yakınlarını şöhret meraklısı olmakla suçladı. 

13 ocak 2004 yılında, 58. doğum gününden bir gün önce, hücresinde kendisini asarak intihar etti. Bu intihar hakkında farklı yorumlar yapıldı; kimileri 60 yaşından önce ölürse karısının emekli maaşını alabileceğini bildiğinden dolayı bunu yaptığını, kimileri ölümünden bir hafta önce alınan telefon etme gibi bazı ayrıcalıklarının etkisi olduğunu, kimileri başından beri ona inanan, güvenen karısının son zamanlarda ondan şüphe etmeye başlamasının, kimileriyse gücün kendisinde kalmasını istiyor olmasının intiharının altında yatan neden olduğunu öne sürdü. Fakat sonuçta Shipman her yönden daha karlı çıktı; "suçunu itiraf etmediğin sürece suçsuzsun" mantığına göre "suçsuz" olarak öldü, karısına emekli maaşı bağlandı ve adından fazlasıyla söz ettirdi.

Hiç yorum yok